Anasayfa > Edebiyat > Bukowski’den Ekmek Arası: Karanlığın Romanı…

Bukowski’den Ekmek Arası: Karanlığın Romanı…

Ekmek arası en sevdiğim yemektir. İçine domatesi koyup biraz da tuz ekledin mi benim için yeme de yanında yat deyimine ulaşılmış olur. Ancak, Charles Bukowski kendi “Ekmek Arası”nda bunlardan bahsetmemektedir. Derdi ne domatestir ne de tuz. Kitaplarında kendini Henry Chinaski olarak tanıtan Bukowski, Ekmek Arası romanında evden kaçtığı dönemleri en açık haliyle okurlarla paylaşmıştır…
Okuyucular bu romanda yazarın resmen çocukluğuna inerek karamsar, alkolik, düzensiz, aile yapısından ve toplumdan uzak hayatının sırlarını çözmektedir. Bir babanın tüm aileyi nasıl şekillendirdiğini, bir çocuğun hayatını hangi noktaya taşıdığını tüm psikolojik yönlerden değerlendiriyor.
Her noktasında içinizi sızlatacak hatıralarından bahseden Bukowski, askeri okulda daha da artan çıbanlarından arınmak için önerilen tedaviyi uygulamaktadır ve babasının verdiği tepkiyi şu şekilde anımsamaktadır:
“Yatağa yattım ve berbat kokan kahverengi bir sıvı da sürüyorlardı (merhem haricinde). Babam onu yeğliyordu benim için. Yakıyordu çünkü. Prospektüste tavsiye edilenden daha uzun süre üstümde kalması için ısrar ederdi. Bir gece saatlerce kalmasında ısrar etti. Bağırmaya başladım. Küvete koşup su doldurdum ve güçlükle yıkadım o sıvıyı. Yanmıştım. Yüzüm, sırtım, göğsüm yanmıştı. O gece yatağın ucunda oturdum. Uzanamıyordum.
Babam odaya girdi.
– Sana o sıvıyı yıkama dediğimi sanıyorum! dedi.
– Halime bak, dedim ona.
Annem içeri girdi.
– Bu orospu çocuğu iyileşmek istemiyor, dedi babam ona. Neden böyle bir oğlum var benim? diye sordu.”
Aksi bir adam olan babası tarafından sürekli olarak şiddet, hakaret ve küçümsemeye maruz kalan genç adam kadın öğretmenlerine uygunsuz tekliflerde bulunmuş, eğitimini yarım bırakmış, dans eden, yakışıklı ya da güzel olan insanları her daim eleştirmiş, kıskanmış ve onlardan kaçmıştır. İçinde kin ve hırs besleyen Chinaski, tüm bunları hissettiğini özgürce haykırmış romanında. Karamsar halinin farkında, bir elinde sigarası parmaklarını sarıya boyamış halde kendine de hakaretler yağdırıyor…
Kendisini zedelenmiş bir çocukluktan gençliğe geçmiş olarak gören yazar, içindeki vahşeti lise balosunda yaşadığı anlarla yine tüm çıplaklığıyla romanına kazımış:
“Nefret ettim onlardan. Güzelliklerinden, sorunsuz gençliklerinden nefret ettim. Sihirli ışıkların altında birbirlerine sarılmış dans ederken kendilerini çok iyi hisseden bu, geçici olarak şanslı, zedelenmemiş küçük çocukları izlerken onlardan nefret ettim çünkü henüz bende olmayan bir şeye sahiptiler ve kendi kendime sürekli, bir gün bende sizin kadar mutlu olacağım, göreceksiniz, diyordum.”
Ne yazık ki 1930’lu yıllarda yaşanan bu vahşet günümüzde de devam ediyor. Vahşet, insanoğlunun çağ fark etmeksizin bırakamadığı en ilkel tutkusu olmuş. Sorgulamaksızın bağlı olunan bu eziklik, insanlık için acınası bir durumdur. Dürüst olmak gerekirse, çocuklarına her şeyin kötüsünü veren ailelerle her şeyin iyisini veren aileler, aslında aynı tip insanların oluşumuna sebep olmaktadır. Bu konuya değinmek istedim, çünkü, yaşadıkları sonucu Charles Bukowski bir katil, hırsız ya da daha ağır suçları olan bir insan olabilirdi. Fakat o yazmayı tercih etti ve dünyaca ünlü, yeraltı edebiyatının büyük temsilcilerinden olan bir yazar oldu.
Hayatının sefalet ve utanç içinde olduğunu düşünen Bukowski’nin, hatta ömür boyu 100 dolar maaş teklifi aldığı için postanedeki işini terk edip bunun üzerine “Ben açlıktan ölmeyi değil, aç kalmayı seçtim.” diyen ünlü yazarın aksine, Fransa’da yaşamış, soylu bir aileye sahip, zengin aristokrat olan Gilles de Rais dünyanın en büyük seri katillerinden biridir. Tabii bir yandan Bukowski’nin bireysel ilişkilerinin bizleri hiç alakadar etmediğini belirtmeliyim.
Charles Bukowski, eserleriyle ve hayatıyla bizlere daha yüzyıllarca örnek olacağa benziyor. Sizlere yine ısrarla tavsiye edeceğim “Ekmek Arası” romanından paylaşabileceklerim bu kadar…
Keyifli okumalar…

İlişkili Yazılar

bamboo
Nihilist. Kimya mühendisliğini bitirip, oyunculukta keşif edilmiş olsa da biyografisini doldurmamaya ısrarcı birisi..
http://gumusdis.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: