Anasayfa > Edebiyat > Değişim, F. Kafka

Değişim, F. Kafka

“… Saatin yeniden vurması üzerine: ‘Yedi oldu!’ diye söylendi kendi kendine. ‘Saat yedi oldu, hala bu yoğun sis kalkmadı.’ Sanki tam bir sessizlik başgösterirse gerçek ve normal durum yeniden dönüp gelecekmiş gibi bir umuda kapılarak, kısa bir süre nefes almasını yavaşlatıp kımıldamadan yattı.
Ama sonra: ‘Saat yediyi çeyrek geçeyi vurmadan, her ne pahasına olursa olsun yataktan çıkmalıyım tamamen’. diye düşündü. …
… O anda yataktan sarkmasını gittikçe artırmış, dengesini güç koruyabilecek duruma gelmişti, artık hiç vakit geçirmeden kesinlikle karar vermesi gerekiyordu; çünkü daire kapısının zili çaldığında, yediyi on geçeyi gösteriyordu saat…”

Değişim, F.Kafka, çev: Kamuran Şipal, Cem yay. İstanbul, 2000, s.11,12

“…’Ne oldu, ne var? … Doğru; pek verimli çalışmalarniçin elverişli denebilmekten uzak bir sezondu; ancak hiç iş yapılamayacak kadar da kötü bir sezon yoktur Bay Samsa ve olamaz.’…”

agy s. 15

“…’Şimdi giyiniyorum. … Bana birazcık hak verdiğinizi gösteren bir tek söz söyleyin hiç değilse.’”

agy s. 21

“…Ama derken babasının ağzından kesin bir hayır sözcüğü çıkınca, artık biranın lafı edilmez oluyordu.”

agy s.31

“… İlkin neyi kurtarması gerektiğini bildiği yokyu Gregor’un; ansızın gözü çıplak duvarda asılı kürklere bürünmüş kadın resmine ilişti; hemen tırmanıp duvara çıktı, vücudunu çerçevenin camına bastırdı; cam sımsıkı yapıştı vücuduna ve sıcak karnına iyi geldi…”

agy s. 41

“… Ama aşırı rutubetin hasta yaptığı Gregor sonradan kanepe üzerine serilip kızgın ve kımıldamadan yatmış, bunun da cezasını yine annesi çekmişti; çünkü akşam olup kızkardeşi Gregor’un odasındaki değişikliği farkeder farketmez, son derece alınmış bir tavırla oturma odasına seğirtmiş, annesinin yakaran bir edayla ellerini havaya kaldırmasına aldırmayarak, ansızın bir ağlama nöbetine kapılmıştı…”

agy s. 50

“… derken dışarıda, pencerenin önünde günün yavaş yavaş ağardığını gördü. Başı, elinde olmaksızın göğsü üzerine düştü ve burun kanatlarından o güçsüz son nefesi çıkıp gitti.”

agy s. 61

“DEĞİŞİM(Bu yazı, Heinz Politzer’in Franz Kafka, der KÜnstler (S. Fisher Verlag 1962) adlı kitabından alınmıştır (Ç.N.)


…’Hani anne ve babam olmasa’ diye geçirir içinden Gregor, ‘çoktan bırakmaz değildim işi… Anne ve babamın firmaya borcunu ödeyecek parayı bir yol biriktirdim mi… aklımdan geçirdiğim şeyi kesinlikle gerçekleştireceğim. O zamanlar görsünlerdi bakalım!'(agy s.7)…
…ikili durum – saydamlıktan uzak dönemlerin bu belirleyici özelliği patronun karakterinde kendini açığa vurur: Masanın üzerine (belki önünde ayakta dikilen bir kürsüdür bu?) sıçrayıp oturmak, ‘yanında çalışanlarla yüksekten konuşmak’ (agy s. 7). gibi bir huyu vardır patronun…
… Görevini savsaklayan Gregor’un acele etmesini sağlamak isteyen Müdür Bey, bu nazik noktadan büyük bir ustalıkla yararlanır; kapalı kapı ardından bütün aile üyelerinin önünde Gregor’a bir açıklamada bulunur: ‘Patron bu sabah bana, işinize geç kalmanızın nedeni sayılabilecek kimi şeyler çıtlatmadı değil; bu yakında size verilmiş alacakları tahsil yetkisiylenilgili şeyler hani-, ama ben Allah için böyle bir nedenin sözkonusu olamayacağı konusunda nerdeyse şerefim üzerine temin ettim kendisini.'( agy s. 15)…
… Gregor, alacakları tahsille yetkili kılınmış ve böylece ‘tıpkı bir haremdeki kadınlar gibi yaşayan'(agy s.6) daha bir özgür paarlamacıların ayrıcalıklı sınıfına yaklaşmıştır. … ‘Diyeceğim son zamanlardaki çalışmanız hiç de yeterli sayılmazdı’ (agy s. 16) sözleriyle konuşmasını sürdürür Müdür Bey; anne babasının önünde Gregor’un iş yaşamını ilgilendiren bu gizi açığa vurmaktan kendini alamayarak, eski Avusturya gimnazyumlarının karabasanlarla dolu boğucu havasını hokus pokus estirir ortada; öğrenci Kafka, bu gimnazyumlarda ömrünün sonuna dek öğrenci kalmış, ilkin öğretmeninin, daha sonra anne ve babasının, ardından Müdür Bey’in buyruk ve direktiflerine bağımlı yaşamıştır.

… Birinde ‘Gregor’un dönüşümünden bu yana bir ay geçmiş olmalıydı’ (agy s. 35) denir; bir iki paragraf sonra Gregor, ‘bu iki ay içindeki’ tekdüze yaşamın aklını başından almış olmasından korkar (agy s. 38). …
… Kızkardeşi ‘sanki içerde ağır bir hasta, hatta yabancı biri varmış gibi parmak uçlarına basarak odasına’ girer (agy s. 27); Gregor’un kendisi ise, dönüşümünden bu yana geçen zamanı bir ‘tutukluluk yaşamı’ olarak düşünür (agy s. 31). … Birinci bölümde yağan yağmurdan başka bir şey seçilmese bile, Gregor pencereden bakarak dışarıdaki dünyayı algılayabilmiştir (agy s. 7). Sis nihayet kalkınca, ‘yolun karşı yakasında uzayıp giden, başı sonu bellisiz gri siyah binanın bir bölümü -bir hastaneydi burası- cephe kısmını katı bir biçimde oyup geçen düzenli pencereleriyle açığa çıkmıştı’ (agy s. 19). … Bir ara sokak lambasının ışığı tavana vurur, ‘ama aşağısı, Gregor’un bulunduğu yer karanlıktı’ (agy s. 25) ve böceğin ölümüne dek karanlık kalır…
… Annenin ‘yumuşak sesini’ (agy s. 8) babanın ‘hafiften, amayumrukla kapıyı vuruşu izler; öteki kapıdansa acımaklı bir tonla usulcacık: ‘Gregor! Rahatsız mısın yoksa Gregor? Bir şeye ihtiyacın var mı?’ (agy s. 9) sızlandığı işitilir kızkardeşin…

…Gregor, ‘sevindirici açıklamayı’ karışık duygularla karşılamaktan kendini alamaz: ‘Gerçi biriktirilen parayla şimdiye kadar babasının patrona olan borcundan birazını daha ödeyebilir ve firmadaki işi üzerinden atabileceği gün böylelikle daha da yaklaşırdı’ (agy s. 33)…
…insancıllığı sanatçı yeteneğiyle uyum içindedir: ‘Harikulade keman çalan’ biridir kızkardeş (agy s. 32)…
Grete, Gregor’un odasındaki eşyaları alıp başka yere taşımak gibi bir plan tasarlamıştır kafasında. Bunun için ileri sürdüğü neden, böcek Gregor’un gereksinimlerini anlaşılan sezgisel olarak kavrayışından kaynaklanır, yani bu yoldan ‘ sürünme işini Gregor için elden geldiğince kolaylaştırmayı’ amaçlamaktadır (agy s. 37) …
…”

agy s.67,69-71,73,74,76,77

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: