Anasayfa > Kargakara > Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni, Muazzez İlmiye Çığ

Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni, Muazzez İlmiye Çığ

“GİRİŞ

Bize çiviyazılı bilimlerin alanını açan Ulu Atamız, bu yazıyı kul­lanmış olan milletlerin, özellikle dilleri dilimize benzeyen Sumerlilerin Türklerle dil ve kültür bakımından olan ilişkilerinin araştırılmasını is­tiyordu, O, Sumerlilere ait bilginin henüz çocukluk çağında olduğu günlerde, dillerinin Türkçe’ye benzediğine ve Asya topraklarından gelmiş olacaklarına inanmıştı.1 Bugün ise bu varsayım gittikçe kesinleşmeye başlamıştır.2

(…)

Bilindiği gibi yüzyıllar boyunca Batı kültürünün temeli, Yunanlılara, dini de Tevrat’a dayandırılıyordu. Fakat Sumerlilerin kültürü ortaya çık­maya başlayınca, Batı dünyasının gelişmesindeki ana kaynağın onlarda olduğu anlaşıldı. (…)

(…) Silindir mühürlerinde görülen, tapınakların duvarlarını süsleyen iki tarafında hayvan figürlü hayat ağacı, birbirleriyle kavga eden mitolojik hayvanlar, arslan başlı kartal, uzun boyunları birbirine geçmiş hayvan figürleri; İspanya, Fransa, isviçre ve Orta Almanya’daki ortaçağ kilise­lerinde çeşitli süslemeler halinde görülmektedir.4

Yapılarda kullanılan tuğla, kerpiç, evlere kadar künklerle getirilen su yollan, tuvalet, lağım teşkilatı Sumerlilerde başlamıştır. (…)

(…)

Vergi dengesizliğini, kırtasiyeciliği, zorbalığı, rüşveti önlemek, kadın ve erkeğin eşit işe eşit ücret almasını sağlamak amacıyla ilk reform yapan yine Sumerliler olmuştur.7

(…) Ayları haf­talara bölerek, hafta içinde bir günü dinlenmeye ayırmışlardır. (…)

(…) Yunanlı Fisagor’a (Pisagor) mal edilen Fisagor teoremi de tablet üzerinde çizilmiş olarak bulunmaktadır. (…)

1 Muazzez Çığ, “Atatürk and the Beginning of Cuneiform Studies in Turkey”, JCS 40/2 s.213, 214, (Atatürk ve Türkiye’de Çivivazılaro Biliminin Başlaması), Erdem, 6, sa­yı 16, s.286, 287.)

2 Samuel Nuah Kramer, Sumerians, Their History, Culture and Character, Chicago, 1965, s.306-
Diane Wolkstein ve Samuel Noah Kramer, Inanna Queen of Heaven and Earth, Her Stories and Hymns from Sumer, Philadelphia, 1983, s.l15,
Cyrus Gordon, The Commen Background of Greek and Hebrew Civilization. New York, 1965. s.48.

4 Hartrnut Schmökel, Das Land Sümer, Stuttgart, 1962, s. 169.

7 Aynı yerde (Samuel Noah Kramer, Tarih Sümer’de Başlar (History Begins at Sümer ), çevr Muazzez ilmiye Çığ, Ankara, 1990, blog.), s 317-322.”

Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni, Muazzez İlmiye Çığ, Kaynak Yay., istanbul, 2005, s. 9-12

“(…) Yer, Gök, Hava, Su Tanrıları yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tanrılardı.

(…) Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sumerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir.

(…) Örneğin, yorulmak bilmeden gezen Güneş Tanrısı Utu, her şeyi görür, adaleti korur, insanlara yardım eder, ciğer falı bakanların piridir, Bilgelik ve Su Tanrısı Enki, insanların ve sihirbazların koruyucusudur. (…)

Sümer’de Tanrılar istediklerini yapar; onlar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilir. Bu, kurban edilen hayvanların karaciğerlerindeki işaretlere göre anlaşılır. (…) Tanrının yapılacak bir işi uygun görüp görmediğini anlamak isteyen; mabede gider, kurban keser, dua eder ve uykuya yatar, Gördüğü rüyanın olumlu veya olumsuz olduğunu da ancak rahip yorumlar.

(…) Onların kurdukları çoktanrılı din, yavaş yavaş tektanrıya dönüşerek, bugünkü dinlerin temelini oluşturmuştur. Fakat bu arada diğer Tanrılar da tamamıyla yok olmayarak bu dinlerde melekler, şeytanlar, cinler olarak varlıklarını korumaktadır.”

agy s. 13, 14

DİNLERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinleriyle Sümer dini arasındaki ortak noktalar şunlardır: Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü; Tanrı korkusu; Tanrı yargılaması; kurbanlar, törenler, ilahiler, dualar ve tütsülerle Tanrıyı memnun etmek; iyi ahlaklı, dürüst ve haktanır olmak; büyüklere ve küçüklere saygı göstermek; sosyal adalet; temizlik. (…) Temizlik, atasözlerine bile, “Yıkanmamış elle yemek yeme!” olarak girmiş,

(…) Asur’da Tanrıdan bir insan (peygamber) yoluyla alınan haberler tabletlere yazılmış. Onlara göre Tanrı ile iletişime giren insanlar çeşitli şekilde trans haline giriyorlar. Bu kimseler aslında aşağı tabaka sayılıyor ve büyücülükle bağlanıyor. Konuşan Tanrıça ise, onun ağzından söyleyen de kadın olu­yor. Özellikle Aşk Tanrıçası îştar’dan haber getirenler. Bunlar ya Tan­rılardan üçüncü şahıs olarak buyruğunu alır veya birinci şahıs olarak kendisini, konuşan Tanrı île bîr yapar. (A. Leo Oppenheim, Ancient Mesopotamia, Chicago, 1964, s-221.) Kur’an’da da aynı ifadeyi buluyoruz. Allah bazen üçüncü şahıs olur, bazen doğrudan konuşur.12

Sumerlilere göre Tanrılar, şehirleri ve bütün kültür varlıklarını meydana getirmiş ve insanlara vermiştir. Aynı düşünceyi Kur’an’da da buluyoruz.

A’râf Suresi, ayet 26;

“Ey Ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Tekva (iman) elbisesi daha hayırlıdır.”

Nahl Suresi, ayet 81:

“Allah yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı, dağlarda sizin için barınaklar yarattı ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sa­vaşta koruyacak zırhlar yarattı.”

Yasin Suresi, ayet 42:

“Gemilerin benzerlerinde  binmekte oldukları ve ileride bi­necekleri şeyleri onlar için biz yarattık.”

Bu üç ayette Allah hem birinci şahıs olarak konuşuyor, hem de ondan üçüncü şahıs olarak söz ediliyor.

Yâsîn Suresi, ayet 82:

“Onun işi, bir şeyi yaratmak istediği vakit ‘ol’ demektir, o şey hemen olur.”

Sümer’de de Tanrılar “ol” der ve her şey oluverir.

Her üç dinde de Tanrıların var edici güçleri yanında yok edici güçleri de var, Sümer’de Tanrı Enlîl, Tanrılar meclisinde Ur şehrinin yıkılmasına karar vermiştir. Şehrin Tanrısı buna ne kadar üzülse elinden bir şey gel­mez. Gelen ordular Tanrınm dünyadaki araçlarıdır. Aynı deyimi Kur’an’da da buluyoruz:

Enfâl Suresi, ayet 17:

“Savaşta siz onları öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, Allah attı.”

Sümer’de Tanrı kızmaya görsün, kendi ülkesi bile olsa yakıp yıktırır. Sümer Tanrılarının babası Tanrı Enlil, Akad krallarının yaptıklarına kızarak gözlerini dağlara çeviriyor ve oradan barbar ve vahşi Gutileri çekirge sürüleri gibi getirterek Agade’yi ve hemen hemen bütün Sümer’i kırıp geçirtiyor. (S.N, Kramer, The Sumerians, s.66.)

(…)

Aynı olayı Kur’an’da da görüyoruz. Birçok sure içindeki ayetlerde Allah’ın çeşitli milletleri nasıl yok ettiği yazılıyor. Bunlardan bazıları;

Hacc Suresi, ayet 44:

“Ey Muhammedi Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Âd milleti, Semûd, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış, Musa da ya­lanlamıştı. Ama ben, kâfirlere önce mehil verdim, sonra onları yakalayıverdim, beni tanımamak nasılmış görsünler!”

Furkan Suresi, ayet 38:

“Âd, Semüd ile Ress’lileri ve bunların arasında birçok milleti de yerle bir ettik.”

Ankebût Suresi, ayet 38:

“Âd ve Semud milletlerini de yok ettik.”

Fussilet Suresi, ayet 13:

“işte sizit Âd ve Semûd’un başına gelen kasırgaya benzer bir kasırga ile uyardım’

Fussilet Suresi, ayet 16:

“Rezillik azabını onlara dünyada tattırmak için üzerlerine don­durucu rüzgâr gönderdik.” (Âd milleti hakkında bkz. Sadi Bayram, Kaynaklara Göre Güneydoğu Anadolu’da Proto Türk İzleri, An­kara, 1980, s.54.)

Muhammed Suresi, ayet 13:

“Biz halkı seni yurdundan çıkaran nice şehirleri yok ettik. Fakat onlara bir yardım eden çıkmadı.”

Ahkaf Suresi, ayet 27:

‘Ant olsun biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik.”

İsrâ Suresi, ayet 15, 16:

“Bir ülkeyi yok etmek istediğimizde, o beldenin şımarmış olan­larına önce emrimizi ulaştırırız. Yine kötülük ederlerse biz de orayı yerle bir ederiz.’

Sümer’de kralların nasıl sarayları varsa Tanrıların da öyle evleri ol­malıydı. Bunun için ‘Tanrı evi” adı altında görkemli tapınaklar, yanla­rında Tanrılarla insanları yaklaştırdığı düşünülen basamaklı kuleler ya­pılmıştı. Daha sonra bu Tanrı evleri sinagoglara, kiliselere, camilere dö­nüştü.13 Camilerin ve minarelerin üstündeki yarım ay, Sümer Ay Tanrı­sının sembolüdür.14

Sümer kralları. Tanrıların yeryüzündeki vekili sayılıyordu. Bu inanç Hıristiyanlıkta papaya, Müslümanlıkta halifeye geçerek sürmüştür.

Bakara Suresi, ayet 30:

“Rabbin meleklere, ‘ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ dedi. Onlar da, ‘biz hamdinle sana teşbih eder ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun’ dediler.”

(…) Hammurabi’nin (IÖ 1750) Güneş Tanrısından kanunu alışı, Mu­sa’nın Tanrıdan kanunu alışına örnek olmuştur, ilginç olanı islam’da hu­kukun, ancak Arapların Irak topraklarını ele geçirdikten sonra kurallaşmasıdır. (…) Ortodoks Yahudi’deki boşanma terimi Sumerce bir kelime. (…)

Musa’nın kanununda bulunan anaya babaya saygı, kimseyi öldürme­yeceksin, zina yapmayacaksın, çalmayacaksın, yalan tanıklık etmeyecek­sin, komşunun karısına ve malına göz dikmeyeceksin gibi kurallar Sümer kanununda da aynı. (…) Buna karşın daha sonra Samiler tarafından yapılan kanunların, Sümer kanunlarına dayandığı kuşku götürmez. Buna açık bir örnek olarak, İbrahim Peygamber’in kansı ile ca­riyesi arasındaki olayı gösterebiliriz. Sümer kanununa göre kısır bir kadı­nın kocasına verdiği cariyesi çocuk doğurunca, hanımına karşı büyüklük taslayamaz, öyle yapmaya kalkarsa cezalandırılır. Tevrat ve Kur’an da yazıldığına göre İbrahim Peygamber’in kısır olan karısı Sara, cariyesi Haceri çocuk yapmak üzere kocasına veriyor. Cariye, çocuk doğurup ken­disini üstün görmeye başlayınca, oğlu İsmail ile çöle götürülüp atılıyor kocası tarafından.15

(…)

12 Asur’da Tanrı bildirileri genellikle saraya bağlı olanlara geliyor. Böyle bir bildiriyi Asur Kralı Sanharip’in katlinden sonra (lö 681) taht kavgaları arasında, onun yerine geçen Asarhadon (İÖ 680-669) alıyor. Aşk Tanrıçası Igtar, bir kadın peygamber yo­luyla ona şöyle sesleniyor:

“Ben Arbela Iştar’ıyım. Ey Asarhadon! Asur Kralı ! Asur’da, Ninive’de Kalah ve Arbela’da uzun zamanlara, sonsuz yıllara kadar benim Kralım Asarhadon’u kutsayacağım. Uzun zamanlara, sonsuz yıllara kadar tahtını göğün altında kurdum. Onu altın bir çivi ile göğe bağladım. Elmasların ışığı ile Asur Kralı Asarhadon’u ışıklandırdım.” (Meissner, Babylonien and Assyrien I, Heidelberg, 1925, s.281.)

13 Sümer’deki “Tann evi” deyimi, Kur’an’da “Allah’ın mescitleri” (Tevbe Suresi, ayet
17. 18) şeklinde bulunmaktadır. Sümer’de mabet veya saray anlamına gelen “e.gal”
kelimesi Tevrat’la “hegal” olmuştur,

Max  I. Dimont. Jews, God and History. New York 1962, s.65’te; “Babil toprağında Yahudiler iki yeni düşünce geliştirdiler, bunlar o zamandan beri insanlığın malı oldu. Kurban için Tann evi yerine, dinsel toplantı için sinagoglar yaptılar. Buralar­da Tanrı’ya kurban yapmak yerine dua etmeyi koydular. Sinagoglar Hıristiyanlıkta kiliselere, Müslümanlıkla camilere dönüştü. Dua, bu insanlar arasında Taneı’ya ada­nan bir sembol haline geldi” şeklinde yazılmaktadır.

14 Sumer dininde Ay kültünün önemli bir yeri vardır. Ayın ilk göründüğü gün, 15 günlük olduğu ve görünmediği günlerde törenler yapılır hatta bazı yiyecekler yenilmezdi. İslamiyette de oruç; ve bayramlar Ayın görünüşüne göre düzenlenmiştir.

15 C.L. Woolley, The Sumerians, New York. 1965, s,102; Hammurabi 146; Tevrat Tekvin bap 21: 8-21; Kur’an’da çeşitli sureler içinde.”

agy s. 15-19

“(…)

Tecavüz, Sümer efsanesine bile konu olmuş. Tanrı Enlil, Tanrıların başı olduğu halde, evlenmeden önce karısını aldatarak zorla tecavüz etti¬ği için Tanrılar meclisince yeraltı dünyasına sürülmüş.18

(…)

18 Bu efsaneye ait bazı satırlar şöyle:
Nippur’un güzel kızı Tanrıça Ninlil annesinin önerisi üzerine kendisini Tann Enlil’e göstermek üzere suya giriyor.
Saf suda kız yıkandı.
Ninlil Nunbirdu kanalının kenarında yürüdü.
Büyük dağ baba Enlil gördü onu.
Bey kıza “gel yatalım” dedi, kız istemedi.
“Benim dölyolum çok ufak birleşmeyi bilemez.
Dudaklarım çok küçük öpmeyi bilemez.”
Bunun üzerine Enlil, vezirine bir tekne getirtir. Kızla teknede gezerken ona tecavüz eder. Bu olaya kızan Tanrılar meclisi Enlil’i yakalayarak şöyle derler:
“Enlil ahlaksızın biri, defol şehirden.”
Böylece Enlil yeraltı dünyasına gönderilir Ninlil de arkasından gider. O arada Ay Tanrısına gebe kalır. Birçok olaydan sonra ancak yeryüzüne çıkarlar. (Tarih Sümer’de Başlar, s. 70-72.)”

agy s. 21, 22

“Sümer şiirinden bazı bölümler: (Tarih Sümer’de Başlar, s.96-98.)

“Ben anlayışlı insandım, şimdi bana kimse değer vermiyor,
Doğru sözüm yalana döndü.
Hilenin adamı beni güney rüzgârı gibi sardı, ona iş yapmaya zorlandım.
Bana saygı duymayan, senin önünde beni utandırdı.

Bana durmadan yeni üzüntüler verdin,
Eve girdim ruh ağır, sokağa çıktım kalp sıkıntılı.
Cesur, dürüst çobanım bana kızdı, düşmanca baktı.
Düşmanı olmadığım çobanım bana fenalık aradı,
Yoldaşım doğru bir söz söyleyemedi bana,
Arkadaşım dürüst sözümü yalanladı.
Hilenin adamı bana tuzak kurdu.
Ve sen Tannm ona engel olmadın!

Ben bilgin, neden genç cahiller içine sokuldum?
Ben anlayışlı, neden bilgisizler arasında sayıldım?

Her yerde yiyecek var, şimdi benim aşım açlık,
Herkese paylar verilirken benim payım üzüntü oldu.

Tanrım önünde durmak istiyorum,
İniltili sözlerimi söylemek istiyorum,
Acılarımı bildirmek istiyorum.

Tanrım gün ışıdı, benim günüm karanlık,
Gözyaşları, ağıt ve sıkıntı sardı beni.
Gözyaşlanmdan başka bir seçeneğim yokmuş gibi üzüntü kapladı beni.
Kötü kader eline aldı beni, çalıyor yaşam soluğumu,
Fena hastalıklar yakıyor bedenimi,

Tanrım, beni var eden babam, yüzünü kaldır.
Ne zamana kadar beni ihmal edecek, beni korumayacaksın?
Ne kadar zaman beni rehbersiz bırakacaksın?

Bîr doğru söz söylüyor akıllı bilginler,
‘Asla günahsız bir çocuk annesinden doğamaz,
Günahsız bir genç, en eski zamandan beri yoktu.”‘

(…)”

agy s. 56, 57

“Bap (Eyüp,blog.) 7:3:

“Miras olarak bana sefalet ayları verildi,
Pay olarak da meşakkat geceleri.”

Bap 7:11:

“Ruhumun sıkıntısı ile söyleyeyim,
Canımın acılığı ile şekva edeyim.”

(…)

Bap 16:6:

“Ağlamaktan yüzüm kızardı.”

(…)

Bap 30:1:

“Yaşça benden küçük olanlar üzerime gülmekte!”

Bap 34:5:

“Hakkım varken yalancı sayılmaktayım.’

Bap 30:26:

“Ben ışık beklerken karanlık geldi,
Ruhum kırıldı, günlerim karardı.”

(…)”

agy s. 59, 60

“(…)

Bu konu (kızlarının Lut’la Yatması) Kur’an’da yok. Bu öykü bir din kitabına nasıl girmiş. Tevrat Bab 9 Nuh kendisini çıplak gören oğlunu lanetlerken, baba kızlarıyla nasıl yatar? Daha önce sözünü ettiğimiz gibi bunu bize bir Kenan efsanesi açıklıyor. Ona göre, Kenan Tanrısı El, iki kadın yaratıyor. Bunlar aynı zamanda onun kızları da. Görünüşe göre El’in cinsel gücü yok. Onu güçlendirmek için bir kuş vurup kızartıyor.6 Bundan sonra El bu iki kadınla yatıyor ve anlaşılan cinsel gücünü uyandırmaya çalışıyor. Bunu anlatan satırlar şöyle:

“El onların dudaklarını öptü
Dudakları tatlı nar gibi idi
Öpmekten usandı
Onları kucakladı
Kucaklamaktan çiftleşti
Ve kadınlar gün doğumu ve
Batısını doğurdu.’

(…)

6 Mezopotamya’da keklik kuşunun cinsel güç verdiğine inanılıyordu. Muazzez ilmiye Çığ, “Mezopotamya’da Cinsel Yaşam”, Bilim ve Ütopya dergisi, Nisan 1995″

agy s. 88

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: