Anasayfa > Edebiyat > Kurgu Sarmalı 22 (Son Bölüm)

Kurgu Sarmalı 22 (Son Bölüm)

XXII

Hemşirenin silkelemesiyle gözlerimi açtım.

-Tahir! Uyan hadi, Tahir

“Tamam” dedim başımdan gitmesi için “Tamam, uyandım.” “Günaydın” diyerek diğer hastaları uyandırmaya koyuldu.Öyle yorgun ve uykulu hissediyordum ki yataktan nasıl kalkacağımı bilemiyordum. Gözlerim tavanda öylece kalakalmıştım. Koridordaki hoparlörden Amelie filminin müziği geliyordu. Şu andaki konumumuza uymayan bir iyimserlik.Neden sonra zorda olsa doğrulup yatağın kenarına oturabildim.Haldun Bey önümden geçerken “günaydın” dedi. Ona bakıp başımı salladım.

Öğleden sonra odasında Haldun Bey’le karşılıklı oturuyorduk. “Hala bütün o yaşadıklarının gerçek olduğuna mı inanıyorsun?” diye sordu.

-Evet, bir yıla yakın zamandır bir hayal aleminde mi yaşadığıma inanmak gelmiyor içimden.

-Tabi ki bütün hepsi hayal değildi ama anlattıklarından ve araştırmalarımızdan anladığımız kadarıyla bu dönemde hayatında olduğunu düşündüğün bazı kişiler ve olaylar gerçekte hiç varolmadılar. Onlar yalnızca senin beyninde varoldular. Birer sanrıydılar yani.

– Hangi kişiler ve olaylar?

-En başından başlayalım istersen. Mesela adının Rüya olduğunu söylediğin o kız hiç varolmadı. Eğer varolduysa bile intihar etmediği kesin. Çünkü polis raporlarında böyle bir intihar vakası yok. Gelelim Ece’ye…

-Ece’nin de hiç varolmadığını söylemeyeceksiniz herhalde.

-Tabi ki böyle bir şey söylemeyeceğim. Hatta Ece Hanım’la telefonda da görüştüm. Üç senedir ne Ankara’ya ne de sizi görmeye evinize gelmiş.

-Size yalan söylemiş olamaz mı?

-Belki. Onu da geçelim. Gelelim şu Melike ve Adnan hikayesine. Bulmaca çözer misiniz Tahir Bey?

-Evet, ama konumuzla ne ilgisi var?

-Aslında yok. Ama bulmacalarda hep çıktığı için söylüyorum. Bulmacalarda ‘ece’nin karşılığı nedir? Altı harfli.

-Melike.

-Yıllarca Ece’yle ilgili takıntılarla boğuştuktan sonra hayatına giren ve hayatını değiştiren kadının ismi onun ismiyle aynı anlama geliyor. İlginç bir tesadüf değil mi?

-Sadece bir tesadüf olamaz mı?

-Olabilir,olabilir. Ama şu sahilde karşılaştığınızı söylediğiniz adam. O yaşadıklarınızın sanrı olduğunun en açık delili. Suya girip çıkınca birden ortadan kaybolduğunu siz söylemiştiniz. Sizce bu mümkün mü?

Sustum.O ise zayıf noktayı bulmuştu ve bunun üzerine gitmeye başladı: “Onun bir sanrı olduğunu kabul edersek neden Rüya,Melike ve Adnan için de aynı durum söz konusu olmasın?”

Hiçbir şey söyleyemiyordum. Söyledikleri mantıklıydı. “Buraya nasıl geldiğini hatırlıyor musun?” diye sordu.

-Hayır.

-Ev sahibiniz kiranızı yatırmayınca evinize gelmiş ve size ulaşamayınca annenizi ulaşmış. Anneniz de sizin için kayıp ilanı vermiş. Sizi Alanya’da bir sahilde tanınmaz bir halde bulduklarında açlıktan ölmek üzereymişsiniz nerdeyse. İşte sanrılarınızın bedeli bu.

-Bütün bunların birer hayal olduğunu kabul edersem gerçek ve hayalin farkını nasıl ayırt edeceğim? Bundan sonra neyin gerçek neyin hayal olduğunu bilmeden nasıl yaşayabilirim?

-Merak etme. Biz sana yardım etmek için buradayız.

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: