Anasayfa > Edebiyat > Okunması Gereken Kitaplar No#8 Suç ve Ceza Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Okunması Gereken Kitaplar No#8 Suç ve Ceza Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Shakespeare’i ne kadar taşladıysak, Dostoyevski’yi o kadar övmek lazım. Bir yandan tüccarlık yapıp kapitalizmi destekleyen, bir yandan da eserleriyle bizlere masal dünyası anlatan yazarların aksine, Dostoyevski, “edebiyatın babası” mahlasını rahatlıkla verebileceğimiz dürüst ve muhteşem bir yazar.

Okumuş olduğum tüm eserlerinden ayrı bir keyif aldım doğrusu. Fakat itiraf etmeliyim ki Raskolnikov’un yeri apayrıdır. Okurken kendisine kızsanız da bir yanınız onu dost olarak kabul edecektir… Suç ve Ceza’nın büyük başkahramanı bu fakir genç bizlere çok şey öğretmektedir. Başarılı ve zeki genç, maddi sorunlarından dolayı St. Petersburg’da okuduğu hukuk fakültesini bırakmak zorunda kalır.  Maddi sıkıntıları sadece eğitim hayatına değil, hayatının tam olarak kendisine etki etmektedir. Yani, eğitim hakkından feragat ederek bu durumu düzeltebilecek halde değildir Raskolnikov. Yaşadığı durumu içselleştirmiştir. Bir yandan da sağlık problemleri yaşamaktadır…

Maddi durumu kötüye gitmeye devam eden genç, yaşadığı bölge yakınlarında yaşlı bir tefeci kadına giderek saatini satar. Kirasını ödeyememesine rağmen, tefeci kadından aldığı para ile meyhaneye gider. Yaşadıkları onu öylesine yormuştur ki, hali hazırda olanları satarak elde edeceği parayla kalıcı bir çözüme ulaşamayacağını bilir ve içmeye başlar. Meyhanede gözlemlediği insanlar Raskolnikov’un karamsar dünyasını daha da karartır. Eğitimini bırakmak zorunda kalmış olması genç adamın içinde derin etkiler yaratmıştır. O günden beri iç dünyasında bir çelişki yaşamaktadır. Çoğu zaman sorgular, bazen de yargılar hale gelmiştir.

Meyhane de yaşadıkları Raskolnikov’un zihnini iyiden iyiye bulandırmıştır. Çelişki git gide büyümüş, içindeki iyi, genç ve güvenilir adam ondan bir hayli uzaklaşmıştır. O andan itibaren içindeki şeytanın uyanışı hızlanan genç adam, kötülüğünün doruklarına ulaşmıştır artık…

Eline baltayı alan Raskolnikov, tefeci kadının evine varmıştır bile. Ne yaptığının farkında dahi olmadan, baltanın yaşlı kadının kafasından geçişini izlemiştir. Etrafta kanlar ve arkadan açılan bir kapı vardır. Kapının ardında ise yaşlı kadının kız kardeşi… Daha birincisini neden yaptığına anlam veremeyen Raskolnikov, ikinci cinayeti işlemiştir bile…

Raskolnikov oradan nasıl çıktı, neler yaşadı bunu okuyup göreceğiz. Fakat belirtmeliyim ki hastalığı git gide ilerleyen bu adam, cinayetin şokunu üzerinden er ya da geç attı. O şeytan neredeydi şimdi? Baltayı eline aldığı ve bıraktığı iki an arasındaki bu adam kimdi? Bu noktada yazarın sesini duyuyoruz, şöyle diyor bizlere:

“Istırap ve acı çekme, geniş bir akla ve derin duygulara sahip olan insanlar için bir mecburiyettir.”

Şimdi ise bir paranoyak olmuştu. St. Petersburg’da haberler duyulmuş, polis anbean cinayetin peşini kovalıyordu. Bu süreçte yaptıklarından kimseye bahsetmeyen Raskolnikov’un hastalığının iyice nüksetmesinden sebep yakın dostu Razumikin sık sık ziyaretine geliyordu. Kendisini hiç yalnız bırakmayan dostu, onunla sohbetleri esnasında dışarıdan bilgi de veriyordu elbette.

Realist, romantik ve dürüst olan Dostoyevski, dürüst diyorum çünkü;  romanımızın sonunda Raskolnikov’u hapse gönderiyor…

Son ana kadar çelişkilerle dolu muhteşem başyapıt “Suç ve Ceza” herkes tarafından okunması ve aklının bir köşesinde tutulması gereken bir roman. Dostoyevski’nin yazarlık kavramının ne olduğunu bize öğreten bu kitabı okurken empati yeteneğinizi geliştireceğinizi size temin ederim.

Keyifli okumalar…

 

 

İlişkili Yazılar

bamboo
Nihilist. Kimya mühendisliğini bitirip, oyunculukta keşif edilmiş olsa da biyografisini doldurmamaya ısrarcı birisi..
http://gumusdis.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: