Anasayfa > Edebiyat > Şiirden Sızan İnce Ka n 14

Şiirden Sızan İnce Ka n 14

Vakıf, aynı yılın Ekim ayında İzlek dergisini çıkarmaya başlayacaktır. İzlek Dergisinin yayın hayatına başlamasıyla ilgili ilk sayıda Ayda Erbal şunları yazmış:

 Erguvan rengi bir Ankara akşamı… Heyecan dorukta… Bir dönemdir konuşuyorduk bunu ama… Yazının kan kaybından öleceği; medyanın doludizgin, durdurak bilmeden sağı solu kirlettiği, insanları sersemletip düşünmemeye yönelttiği günlerde bir dergi… Üstüne üstlük, yazın dergisi… Delilik… Düpedüz delilikti bu…

(…)

(…)yeni yeni insanlar, yeni yeni umutlar katılıyor aramıza gün be gün… Aylardır çeşitli dergilerde ayrı ayrı görünmemizin sonu geldi. Pohpohlamaların olmadığı, kötü olanın yüceltilmediği bir yazın istiyoruz. İşte şu anda elinizde tuttuğunuz dergi de, bu arayışı somutlaştırmak için çıkıyor. Sessiz çığlıklar atmaktansa, ‘biz de varız!’ demek istiyoruz.[1]

 İzlek Dergisi; on sekiz ile yirmidört yaşları arasındaki gençlerin kurduğu samimi bir edebiyat dergisi olacaktır. Ekim 1993’ten Mayıs 1999’a kadar 43 sayı çıkan; bu bakımdan birçok yazın dergisine göre epey uzun soluklu olan bu dergi birçok genç yazar ve şairi yazın dünyasına katacağı gibi pek çok önemli edebiyatçıyı da ağırlayacaktır sayfalarında. Yazıları, öyküleri, eleştirileri, söyleşileri ve şiirleriyle kimler geçmeyecektir ki bu sayfalardan: Ayda Erbal, Gökhan Tok, Ülkü Çadırcı Doğanay, Erol Hızarcı, Bahar Aslan, Aslıhan Ünlü, Cahit Külebi, Serdar Aydın, Ali Hikmet Eren, Şükrü Erbaş, Ahmet Telli, Adnan Satıcı, Bilal Kayabay, Hayati Baki, Erhan Kuzhan, Yusuf Eradam, Akif Kurtuluş, İdris Atmaca, Ergül Çetin, Alaattin Topçu, Faruk Duman, Muzaffer Kale, Özgür Günay, Adam Şenel, Muhsin Şener, Özer Aykut, Yavuz Yıldırım, Hilmi Haşal, Ahmet Ada, Tuğrul Asi Balkar, Ramis Dara, Ece Temelkuran, Gürhan Uçkan, Ayşe Nihal Akbulut vd.

Bana kalırsa kısıtlı imkanlarına rağmen iz bırakmış önemli bir dergidir İzlek. Arkasında büyük bir sermaye yoktur İzlek’in. Hem vakfın hem derginin etkinlikleri Nazlı Eray’ın hanında kiralanmış küçük bir odada yürütülmektedir. Vakfın ve derginin devamı için canlarını dişlerine katan İzlekçi gençler çoğu zaman harçlıklarından artırdıklarıyla; bulup buluşturduklarıyla ödemektedirler kira ve dergi baskısı masraflarını. Derginin yedinci sayısında Yusuf Eradam’ın 6. Ankara Film Festivali ile ilgili yazdığı yazıdan o sıralar İzlekçilerin para bulmak için bu festivalinin katologlarını nöbetleşe sattıklarını öğreniriz. Hatta Eradam, bu odanın kirasının gecikmesiyle ilgili biraz müsamaha göstermesi için İzlekçilerin ricasını iletmiş ama Nazlı Hanım bu ricayı nazikçe geri çevirmiştir:

 Ama o ne yapsın, hanı avukatlar yönetiyormuş, hem vakfın kirasının geç ödenmesine göz yumarlarsa, bu bütün hana kötü örnek olurmuş. “Gençlere söyle Yusuf, ne yapsın etsinler, ödesinler kirayı.” dedi. Ayda Erbal’a  söz verdim, bir yerlerde İsteyenin bir yüzü kara. Nazlı Eray zenci diye yazacağıma.[2]

 Her sayısında Kaan’ın Gizdüşüm kitabında yayınlanmamış şiirlerini yayınlayan İzlek’in üzerinde ince bedeni ve ince sesiyle Kaan’ın ruhu gezinmekte; Kaan şiirlerini bu dergide yazmaya devam etmektedir adeta. Gökhan Tok yıllar sonra İzlek ve Kaan’la ilgili şunları yazacaktır:

 kaan’ın da çalışmalarıyla yer alacağı bir dergi çıkarmak niyetindeyken, onun adına, o olmadan bir dergi çıkarmak çok yadırgatıcı bir duyguydu. izlek dergisi böyle sersemletici bir havada çıktı. zamanda bir kırılma olmuş da başka bir boyuta geçmişiz gibiydi. başka bir hayatta, bir paralel evrende, izlek dergisi ekibinde kaan ince de var. yıllarca şiirlerini yazmayı sürdürdü. okumadığımız pek çok yeni çalışmaya imzasını attı. biz bunu bilmiyoruz. bizim evrenlerimiz 1992’de ayrıldı ve farklı hayatlara savrulduk. şimdi bize kalan, şiirleriyle var olan bir yabancı kaan ince; buralar da yaban diyarlar.

 izlek dergisini görse ne düşünürdü bilmiyorum. belki beğenir tatmin olur, belki de beğenmez daha iyisini yapmaya çalışırdı. ama izlekçileri severdi eminim. yazarları, şairleriyle o dergi, kaan’ın görmesi gereken bir dergiydi. orada bizimle olmalı, bizimle tartışmalı, bizimle okumalı, yazmalıydı. o güzel insanları kaan da tanımalıydı. oysa tanışamadı, bir yabancı olarak kaldı.

Barış K.

  1. 05.2015

 

[1] Erbal, agy, s.2

[2] Yusuf Eradam, “Festival Günlüğü”, İzlek 7, Ankara, 1994. s. 8

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: