Anasayfa > Edebiyat > Şiirden Sızan İnce Ka n 29

Şiirden Sızan İnce Ka n 29

Hemen hemen tüm şairler için ilk kitap kaçınılmaz bir tehlikedir. Bir süre sonra şiiri tıkanan ve bir heves olarak kalan kişiler için bir ömür boyu sızlayacak bir yara; şiiri bulan ve sürdürenler içinse ilerde, “Ah keşke acele etmeseydim.”, “Şimdi olsa pek çok şiiri çıkarırdım.” denilen bir maceradır.[1]

der Şükrü Erbaş. Bu söyledikleri benim şiir kitabım Karganın Günlükleri için oldukça geçerlidir. Nitekim bu kitabıma yazdığım hemen hemen bütün şiirleri koymuştum. Şimdi dönüp baktığımda o kitapta yer alan çoğu şiirim hakkında keşke hiç yayınlanmasaydı diye düşünüyorum. Erbaş, bu sözleri Hayati Baki’nin Sonsuz Dönüş Yalnızlığı’nın ilk şiir kitabı olmasına rağmen bütün bu tehlikeleri aşmış; olgun bir kitap olduğunu belirtmek için yazmıştır. Bu sözler Kaan’ın Gizdüşüm’ü için de aynen söylenebilir diye düşünüyorum. Öyle ki yaşamının son iki yılını şiire ayıran şair Gizdüşüm dosyasını son şiirlerinden oluşturmuş; bu dosyadakinden çok çok daha fazla şiirini ise belki de yetersiz bularak gözünü kırpmadan dosyanın dışında bırakmıştır. Anlaşılan Gizdüşüm’ün dışında bıraktığı şiirleri kendi poetikasına göre yetersiz bulmuştur. Halbuki Gizdüşüm dosyasında yer almamış daha eski şiirlerinden derlenen ve ölümünden sonra yayımlayanan Ka n kitabının önsözünde bu şiirlerinin de niteliğinin tartışılamayacak kadar iyi olduğunu söyler Nizamettin Uğur ki haklıdır da. Bu da bize Kaan’ın genç ama şiir beğenisini kesin bir biçimde oluşmuş; belli bir poetik görüşe ulaşmış olgun bir şair olduğunu gösterir. Kaan o kadar çok şiirini arkasına bakmadan Gizdüşüm’ün dışında bırakmıştır ki İzlekçiler Ka n’dan sonra kalan şiirlerini başka bir kitapta toplamayı; en nihayetinde de Kaan’ın bütün şiirlerinden  bir toplu şiir kitabı oluşturmayı düşünmüşlerdir. Lakin bu kitaplar tasarı olarak kalmış ve  Ka n‘dan da arda kalan şiirleri sadece İzlek’te yayınlanabilmiş anladığım kadarıyla. Nitekim Uğur bahsi geçen özsöz yazısında şöyle demiş:

 Yer veremediğimiz ve defterlerinde kalan diğer çalışmalarını İzlek dergisinde yayımlamayı sürdüreceğiz. Bunları ve geride kalan şiirlerinden yapılacak olan seçmeleri ayrıca kitaplaştırmayı; daha sonraki dönemlerde ise, üç kitabı ve geride kalan eskizleri toplu basımla bir araya getirmeyi düşünüyoruz.[2]

Belki İzlek’te bile yayımlanmasına fırsat bulamamış gün yüzü görmemiş şiirleri dahi vardır Kaan’ın; bunu Nizamettin Hoca’ya sormak gerek.

İmdi Kaan şiirinde ölümün izini sürmeye Ka n kitabından başlayacağım.  Böylece Kaan şiirinin geçirdiği değişimi de hissedebiliriz belki.

page_1_thumb_large

Önce Kaan için şiir nedir? Ona bakalım:

ŞİİR

 imgelerde
derinlik bulmaya inatçı
gel-git
ay gezileri
güneşe örs
buluta üzengi
yağmura çekiç
iç cebimde yanmış kibrit
kalbime isi düşen
toprak zencefil
ve
ışıma
tren kokusu
men/dil
ağlama rüyası
umut
ölümle
soluğumda çarpışan gece[3]

Kaan’ın şiiri şairi için ölümcüldür, ölüme çağırır şairini: “sesine kapılsaydım esinin/ ölümü seçseydim”[4] Kaan için şiir “Ölümü, değişmez kesin bir ayrılığın insan figürlerinden/ Tuvalde resme dönüştürmek gibi”[5]dir.

Ka n’daki ilk şiir Fısıltı’dır ve daha ilk dizelerde Kaan zamanının hızını duyarız: “Zaman kırlır hızından; saat: Hoşça kal./ Sus… Biliyorum… Uçurum vakti…” Ne çabuk gelmiştir uçurum vakti ki Ümit Oteli’nin penceresi olacaktır bu uçurum. Birkaç satır sonraysa ‘ölüm’ karşılar bizi derhal: Ölüm ki “Sanrısı bellek sektiren lanet”tir o. ‘Ölüm’ intihara dönüşür daha sonra: “Her seferinde aynı intihar tutar bizi.” Kimdir bu ‘biz’? Bilinmez. Belki Kaan gibi uyumsuzlar belki de Nietzsche’nin tekrar tekrar yaşanan fasit daire biçimindeki zamanında durmadan pencereden atlayan Kaan’lardır  bu ‘biz’. Şiirin sonunda Fısıltı kendi satırından aşağı atlar:

 F
I
S
I
L
T
I

 Gece ………………….  Gündüz
İç                             Dış[6]

Ve Kaan’ın bitmeyen ikilemine düşer görüldüğü gibi. Gece içimizdir; kendimiz olabildiğimiz vakit;  gündüzse dışımızı bürünürüz, maskelerle dolaştığımız sahte dünyamız.

Barış K.

  1. 07. 2015

[1] Şükrü Erbaş, “Yüzüyle Susup Yüzüyle Konuşan Bir Şair”, İzlek 5, Ankara, 1994, s. 20

[2] Nizamettin Uğur, Ka n, Kaan İnce, İzlek Yay., Ankara, 1997, s. 4

[3] Kaan İnce, Ka n, İzlek Yay., Ankara, 1997, s. 35

[4] Agy s.49

[5] Agy s. 57

[6] Agy , s. 5, 6

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: