Anasayfa > Edebiyat > Şiirden Sızan İnce Ka n (Müntehir ve Maktul Şairler Üzerine Günceler) 8

Şiirden Sızan İnce Ka n (Müntehir ve Maktul Şairler Üzerine Günceler) 8

Ben baktığım zaman –yani Kaan İnce adıyla ilk karşılaştığımda- Vikipedinin bu kategorisinde Chatterton’un ( bu genç yaşta birden ünlü olup sonra dibe vuran genç şairin de enterasan bir hikayesi var. Onun da şiirlerine ulaşmaya çalışmış ama sadece hakkındaki bir romanın Türkçeye çevrildiğini görmüştüm) da ismi geçiyordu sanırım. Nihayet Vikipedi’nin bu kategorisinin tam olmasını bekleyemeyiz ama burada Pavese de yok ve belki benim bilmediğim intihar etmiş pek çok başka şair de.

cesare_pavese_vefat_etti154tarihtebugun

Sonuç olarak Kaan İnce’nin buradaki yaşam öyküsünü okuyunca onun kitaplarını okumak istedim. Kitapları piyasada yoktu. Farkettim ki kitaplarını edinebileceğim tek yer Nizamettin Uğur’un internet sitesiydi ve iki kitabını da oradan indirdim. Şiirlerini okudum. Bu güzel şiirler etkileyici derecede şairinin izlerini taşıyordu ve bu şiir yolculuğunun intiharla sona ereceği fena halde seziliyordu. O ‘ölümün oğluydu’ ve şiirleri kendi ölümüne giden hızlı bir at gibi koşturmuştu. Zaten ölüm şairlerin her zaman terkisinde olandır. Bundan değil midir ki çoğu büyük şair ya intihar etmiş ya katledilmiş ya da delirmiştir. Hatta benim bildiğim bir tane katil şair bile var: François Villon. Şiir ve şair üzerine kafa yoran biri olarak Kaan İnce’den yola çıkarak şair, şiir ve ölüm arasındaki bu ilişki üzerine yazma isteği böylece doğdu bende. Neden başka bir şairi değil de Kaan İnce’yi bu menakıbname[1] için çıkış noktası olarak aldığıma gelince. Hayatını biraz araştırdığımda ki Vikipedi dışında kendisi hakkında söz edilen internetteki tek kaynak olarak ekşisözlüktü- Kaan İnce’nin bana zaman ve mekan olarak teğet geçtiğini farkettim. Sonradan ben de aynı sokaklarda gezmişim, oturduğu mekanlar ise sonradan benim de bulunduğum mekanlarmış; iki kitabımın yayıncısı Alaattin Topçu’yla-ki onun çevresinde yer alan çoğu kişiyi tanıyordu- tanışıklığı varmış ve hasbelkader Kurgu Kültür’deki bir kitap tanıtımında dinleyip iki kitabını okuduğum Nizamettin Uğur da meğer onun yol göstericisiymiş.

Barış K.

19.04.2015

[1] Menakıbname diyorum; çünkü Kaan İnce’nin izine rastlayabilmek için onun hayatında bir biçimde yer almış yazarların kitaplarını da okudum belki Kaan’la ilgili bir şeylere raslarım diye. Kaan İnce’nin ölümünden sonra çevresindekiler 20 Ocak 1993’te Kaan İnce Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurmuşlar; anladığım kadarıyla bunda ailesinin de maddi katkısı olmuş. Neyse bu vakıf 1993 Ekiminde  İzlek dergisini çıkarmaya başlamış. İşte ben de bu İzlek çevresinden olduğunu öğrendiğim yazarlardan Faruk Duman’ın  Adasız Deniz ve Aperitifler adlı kitabında şöyle bir şey okumuştum tam da bu metni nasıl yazmamın yani ne biçimde yazmamın iyi olacağını düşündüğüm sırada: “Tarih yazarları ile ‘yaratıcı’ yazarlar, yani destancılarla hikayeciler, şairlerle önemli kişilerin görüp geçirdiği olayları aktaranlar, yani menakıbnameciler ki belki bu sonuncular iki şeyi bir arada yapıyorlardı, çok yakın döneme kadar birbirlerinden pek ayrılmamışlardı.” (…)( Adasız Deniz ve Aperitifler/ Defterden Notlar, Faruk Duman, Can yay., İstanbul, 2010, s. 15) Böylece ben de bu metni içine koyabileceğim bir kalıp aramaktan vazgeçtim. Türlerin içiçe geçtiği bir menakıbname yazmaya karar verdim.

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: