Anasayfa > Edebiyat > Kara Kovan, Özer Burgaz

Kara Kovan, Özer Burgaz

“(…)

Koltuğunun altında kitap taşıyanlar
kendi cesetlerinden heykeller yapmaktadır.
(…)”

Kara Kovan, Özer Burgaz, Sobil Yay., Ankara, 2010, s. 13

“(…)
Her şey nekadar çekici!
ve canınız soğuk bira çeker;
Önünüzde birkaç saat,
Kesik bir oğlak başı gibidir;
Kanlı, hareketsiz, vurdumduymaz.”

agy s. 27

“Sarhoş kusmuğu parkın yanıbaşında:
Borsalar pusu, kredi kartları kaygan, kamyonlar bomba yüklü.
Kanım tümüyle kirli.

(…)

Ben doğuyorum milat başlasın artık.”

agy s. 28, 29

“(…)

Ne yaman şeymişşu bilgelik
Başın buzlu göllerde
Yüreğin çöllere teslim.
Koş gel Tonyukuk
Bilge vezirim benim,
İçim yanıyor şu bozkır yalnızlığından.
Kımıza karışıyor kanım kısrak sevdalarında.
Koyunlar meleşir, koçlar derin düşüncelerde
Kopuz çalın bana.”

agy s. 36

“(…)

Bir ömür böyle başlar,
Umutlar bir üzüm gibi olgunlaşmıştır ki
Geliverir zamanın çürüme saati.
(…)”

agy s. 44

“(…)

Masalın bittiği yerden havalanan
Granit sesli karga,
Bakır kapta keçi peynirini
Kaptığı gibi uçup giderdi.”

agy s. 55

“(…)
İşte ailem, zürriyetim
İşte ölülerim, dirilerim
İşte beni okşayan mevsimler
Tanımadığım bir yalnızlığa hazırlıyorum kendimi.
(…)”

agy s. 58

“(…)
Çünkü doğunun ölüleri hiç ölmez, kuş olup uçarlar.

Lakin Timur, hangi sözü söylemek gerek,
Bilmez olmuş.
Kime kulluk edeceğin şaşırmış,
Hangi kenara geçmek gerek;
Hangi toyu toplayacak, hangi soyu soylayacak,
Bilemez olmuş…
(…)”

agy s. 65

“(…)

Sayısız sevişme ve elem nasıl da sığdı küçücük vakte.
(…)”

agy s. 76

“(…)
Başkaldırı ve susku,
Bu tapınç düşkünlüğü ve kudret,
Çıplak çelik merhamet yoksulu.

Taş uçlu mızrağımla kalakalmışım
Bir mamutun önünde;
Buzların zerafeti parçalıyor sonsuzluğu,
Ayaklarım dibinde madenler derin uykuda.
Yarım adım sonra başkaldırı ve susku,
Uzlaşıyorum mamutla, sırayla öldürüyoruz
Birbirimizi, ruhlarımız karışıyor,
Yumuşacık bir kudret duygusuyla kaplanıyor,
Gökyüzü, Kar yağıyor.”

agy s. 86, 87

“(…)
Derviş sohbetleri geziniyor kamu alem,
Darlanma şair cümle alem sana geliyor.”

agy s. 88

“(…)
Seher vakti kadınlarındır
Gece vakti kadınlarındır,
Sonrası silahlanma, birbirini azaltma saatleri,
Erkeğin kanı boşalır sabahın ayakları dibine.

(…)

Bir erkek yolunu her zaman kaybeder.
Ve ölümü tanrının emriyle altı gün sürer,
(…)”

Agy s. 89, 90

“(…)
Ah! kendini deneyip duran yazgı, büyü artık!
(…)”

agy s. 96

“YÜREK YORDAMI GÜNEŞLER

Kefaret kenesine yapışan bir kene
Kirli kanla doyurur acının aç günahını.
(…)”

agy s. 100

İlişkili Yazılar

Kargakara
1978 Ankara doğumlu, felsefe mezunu, öğretmenlik yapan başarısız bir yazar. Kendi blogumda da meraklısına bir şeyler paylaşıyorum.
http://bariskahraman78.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: