Anasayfa > Edebiyat > Kutup Yıldızı

Kutup Yıldızı

Her insanın bir kutup yıldızı vardır. Karanlıkta yolunu aydınlatan, aydınlıkta görünmese dahi orada olduğu bilinen, sonsuz gökyüzün de bir elmas parçası gibi parıldayan kutup yıldızı… Kimimiz milyarlarca yıldız arasında onu bulur, kimimiz bulduğunu sanır, kimimiz de bulamaz.

Bütün bunların haricinde ise o yıldızı bulup sırt çevirenler vardır. Bana kalırsa en yılgın insan modelidir onlar. Kalpleri kırılsa da farkında olmazlar. Aynı kalp kırdıklarının farkında olmadıkları gibi. Yeri gelmişken belirteyim, şu dünyada en çok korktuğum şeydir kalp kırmak. Böyle bir duruma düştüğümde çoğu kez susmayı tercih ederim. Ancak elbette ki insanım ve susamadığım anlarım da vardır… Çoğu kez de ilk adım atan olmayı tercih ederim. Çünkü benim sevgimin çatlaklarından gurur sızamaz. Var gücümle ördüğüm sevgi duvarımı fitne duygular sarsamaz. Benim sevgimin yaşı, cinsiyeti, şekli, keyfi yoktur. Koşulsuz, salt sevgidir…. Ve her an devam etmelidir….

Size bir sır vereyim, bana kalırsa kendi yıldızına sırt çeviren insanlar en acımasızlarıdır. Bir insan düşünün, kör bıçağı eline almış şah damarını kesiyor. Ürkütücü. Cesur gibi görünse de aslında dünyanın en korkak insanı. Çünkü asıl olan yaşamaktır. Zor olandır yaşamak. Ancak bizler basitleştirebiliriz. Nazım’ın da dediği gibi;

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Birlikte bir sincap gibi yaşayabilir miyiz? Üstelik sincapların maddeye bağlı tek derdi ağaçlar ve kabuklu yemişler değil mi? Hem Gülhane’ye gideriz. Orada ağaç da var kabuk da. Birlikte, sadece ağaç ve kabukla yaşayacak cesaretimiz var mı? Parasız, çaysız, simitsiz yahut bilmem hangi şefin restoranı olmadan yapamaz mıyız? Eğer derdin ceplerinin dolgunluğuysa, gel beraber ceplerini dikelim. O da mı olmaz?

Buradaki gizli özne birisi değil aslında. Hepimiz. Dostlarım, yoruldum ben bu dünyada. Kollarımda hissettiğim ağırlık hepimize ait. Değer vermeyi ne zaman bu kadar unuttuk biz? Benim canım ülkemin canım insanları! Ne ara hediyelerimizin maddi değerlerine bakar olduk bu kadar? Üstelik gülümsemeyi unutmuşken…

Yalan değil, canım acıyor. Yüreğimin tam orta yerinde derin derin sızlıyor. Ama verdiğim emekten, uğradığım haksızlıktan yahut yoğun haklılıktan değil. Yaşayamamaktan. Her güne umutla uyanıp, her güne “inadına yaşamak” demekten acıyor canım. Hal böyle olunca da yürüyorum kendi sularıma doğru. Çünkü savaş vermek değil ki yaşamak. Yaşamak, yaşamaktır. Hepsi bu. Her kim ki yaşamayı savaşa çevirirse ellerinde en son kendi kanı kalana dek kaybeder…

Kutup yıldızı mı demiştin sen ona?

Yanılsamaymış o.

Yoksa zaten arkasını dönüp gidenlerden olamazdın.

İlişkili Yazılar

bamboo
Nihilist. Kimya mühendisliğini bitirip, oyunculukta keşif edilmiş olsa da biyografisini doldurmamaya ısrarcı birisi..
http://gumusdis.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: